Marka Tescilinde Dolandırıcılık Faaliyetleri ve Çözüm Önerilerimiz

Son yıllarda marka sahiplerinden sıkça duyduğumuz bir şikayet var:
“Markanız tescil oldu” denilerek telefonla ücret talep edilmesi.

Üstelik arayan kişiler çoğu zaman marka başvurusunun detaylarına hakim. Vekil bilgisi, dosya numarası, başvuru tarihi, tescil bilgisi… Bu durum doğal olarak şu soruyu gündeme getiriyor:

Marka sicilinin aleni olması dolandırıcılığa zemin mi hazırlıyor?

Aslında mesele aleniyet değil. Asıl mesele, aleni verinin kontrolsüz ve sistematik şekilde kötüye kullanılabilmesi.

Bu yazımızda özellikle üzerinde düşündüğümüz üç kritik başlık üzerinde duracağız:
Bireysel kullanıcılar için günlük sorgu sınırı, gerçek kişi başvuru sahiplerinin isimlerinin maskelenmesi ve başvuru numaralarının rastgele atanması.

Marka Sicilinin Aleniyeti Neden Var?

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında marka sicili herkese açıktır. Bu aleniyet; Üçüncü kişilerin itiraz hakkını kullanabilmesi, önceki hak sahiplerinin korunması ve ticari hayatın şeffaflığı için zorunludur.

Dolayısıyla sicilin tamamen kapatılması veya erişimin kaldırılması hukuken mümkün ve doğru değildir.

Ancak aleniyet ilkesi, verinin sınırsız şekilde toplanabileceği ve ticari amaçla işlenebileceği anlamına gelmez. Üzerinde durmak istediğimiz asıl sorun da burada başlıyor.

Sorunun Kaynağı

Bize göre sorunun kaynağı toplu veri taraması. Uygulamada karşılaştığımız ve dolandırıcıların izlediği yöntem genellikle şu şekilde ilerliyor:

  1. Marka bültenleri veya marka başvuruları sistematik şekilde taranıyor.
  2. Gerçek kişi başvuru sahipleri tespit ediliyor. Çünkü kişi bilgisi açık bir şekilde sistemde mevcut.
  3.  Marka sahipleri aranarak “Acil ödeme”, “son gün”, “tescil harcı” gibi ifadelerle psikolojik baskı oluşturuluyor.

Genelde karşılaştığımız durum bu şekilde.

Çözüm Önerilerimiz

1-Bireysel Kullanıcılar İçin Günlük Sorgu Sınırı

Marka siciline erişim serbest olabilir. Ancak bu erişimin yoğunluğu sınırsız olmak zorunda değildir.

Özellikle bireysel kullanıcılar bakımından:

  • Günlük sorgu sayısının sınırlandırılması
  • Kimlik doğrulamalı giriş sistemi.( Şu an marka dosya sorulama kısmında bu yapılıyor.)
  • Anormal sorgu yoğunluğu tespiti ( Özellikle bireysel kullanıcılarda)

gibi önlemler, sistematik veri taramasını ciddi şekilde zorlaştıracaktır.

Bu tür bir düzenleme: İtiraz hakkını ortadan kaldırmaz ve marka araştırması yapmayı engellemez.

Burada amaç sicilin aleniyetini kaldırmak değil; kötüye kullanımı sınırlandırmaktır.

2-Gerçek Kişi Başvuru Sahiplerinin İsimlerinin Maskelenmesi

Marka başvurularında şirketler ile gerçek kişiler arasında önemli bir fark vardır.

Şirket bilgileri zaten ticaret sicilinde alenidir. Ancak günümüzde gerçek kişi başvurularında isim bilgisi üzerinden, internet ve sosyal medya aramaları ile telefon numarasına ulaşmak oldukça kolaydır.

Bu nedenle özellikle bireysel marka başvurularında isimlerin kısmi maskelenmesi değerlendirilebilir.

Örneğin:
Ahmet Yılmaz yerine A*** Y*** şeklinde gösterim.

Kişisel verilerin korunması ilkesi (KVKK) gereği, veri minimizasyonu ve orantılılık prensipleri zaten hukukumuzda mevcuttur. Sicil aleniyeti, kişisel verinin sınırsız dolaşımı anlamına gelmemelidir.

Son dönemde dolandırıcıların bireysel marka başvuru sahiplerinin yanında ticari marka başvuru sahiplerini de aradıklarına şahit olduk.

3-Başvuru Numaralarının Rastgele Atanması

Bir diğer önemli konu ise başvuru numaralarının ardışık ve sıralı şekilde verilmesidir. Birçok ülkede ve dijital sistemde başvuru ID’si rastgele üretilir

Bizim sistemimizde ise başvuru numaraları kronolojik ve sıralı ilerlediği için dolandırıcılar son verilen numaradan yola çıkarak yeni başvurular tahmin edilebilmektedir.

Oysa başvuru numaralarının rastgele veya öngörülemez şekilde atanması halinde:

  • Yeni dosyaların tahmini zorlaşır
  • Otomatik dolandırıcılık sistemleri verimsizleşir

Bu değişiklik, rüçhan hakkını veya başvuru tarihini etkilemez. Hukuki sıralama iç sistemde korunabilir. Dışa açık referans numarası ise rastgele üretilebilir.

Dolayısıyla hukuki güvenlik zedelenmeden teknik güvenlik artırılabilir.

Şeffaflık ile Veri Güvenliği Arasında Denge

Marka hukuku bir denge sistemidir.

Korunması gerekenler, önceki hak sahiplerinin itiraz hakkı, sicilin şeffaflığı ve hukuki öngörülebilirlikdir.

Ancak aynı derecede korunması gereken bir başka alan daha vardır. Gerçek kişi marka sahiplerinin kişisel verileri ve dolandırıcılık riskine karşı güvenlik.

Bu nedenle çözüm, aleniyeti tartışmak değil; erişim biçimini modern veri güvenliği standartlarına uygun şekilde düzenlemektir.

Sistem Güçlenmeli, Güven Artmalı

Marka tescil dolandırıcılığı, yalnızca bireysel mağduriyet değil; marka sistemine duyulan güveni de zedeleyen bir sorundur.

Bireysel kullanıcılar için günlük sorgu sınırı, gerçek kişi başvuru sahiplerinin isimlerinin maskelenmesi ve rastgele başvuru numarası atanması gibi teknik düzenlemeler itiraz mekanizmasını zayıflatmaz, hukuki şeffaflığı ortadan kaldırmaz, ancak kötü niyetli veri kullanımını ciddi ölçüde azaltır.

Elmas Patent olarak marka sahiplerinin haklarını yalnızca tescil aşamasında değil, sürecin tamamında korumak gerektiğine inanıyoruz.

 

Kategori: Blog
Etiket: Blog
Önceki yazı
Lise Ar-Ge ve İnovasyon Kongresi
Sonraki yazı
Logonuzu mu Güncellediniz? Markanız Hukuken Korunmuyor Olabilir

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu alanı doldurun
Bu alanı doldurun
Lütfen geçerli bir e-posta adresi yazın.
Devam etmek için şartları kabul etmelisiniz