Marka tescili söz konusu olduğunda en sık duyulan cümlelerden biri şudur: “Aynı isim var ama farklı sınıfta, sorun olmaz.” Teorik olarak bakıldığında bu düşünce kısmen doğru gibi görünür. Ancak uygulamada marka hukuku, bu kadar basit işlemez. Çünkü marka değerlendirmesi yalnızca sınıf numaralarına değil, tüketici algısına ve ticari ilişkilere dayanır.
Bu nedenle aynı ismin farklı sınıflarda tescil edilmesi, her zaman güvenli bir alan yaratmaz.
Sınıflar Ayrı Olsa da Tüketici Aynı
Marka hukukunda temel kriterlerden biri, tüketicinin markalar arasında ekonomik veya ticari bir bağlantı kurup kurmayacağıdır. İki marka farklı sınıflarda yer alsa bile, eğer bu markalar tüketici nezdinde aynı işletmeye aitmiş izlenimi yaratıyorsa, risk ortaya çıkar.
Örneğin biri ürün, diğeri hizmet sınıfında olan iki marka; aynı sektöre hitap ediyorsa veya birbirini tamamlayan alanlarda kullanılıyorsa, karıştırılma ihtimali doğabilir. Bu durum, uygulamada sıklıkla itiraz ve ret gerekçesi olarak karşımıza çıkar.
Sınıf Listesi Değil, Faaliyet Alanı Önemlidir
Nice sınıflandırması teknik bir sistemdir; ancak hayatın kendisi bu teknik ayrımlara her zaman uymaz. Aynı marka adı, kağıt üzerinde farklı sınıflarda yer alsa da fiiliyatta aynı ticari alan içinde kullanılabilir.
Bu nedenle değerlendirme yapılırken yalnızca “kaçıncı sınıf” olduğuna değil, mal ve hizmetlerin birbiriyle olan ilişkisine bakılır. Aynı dağıtım kanalları, aynı hedef kitle ve benzer kullanım amaçları, sınıflar farklı olsa bile riski artırır.
Tanınmış Markalar Açısından Risk Daha Yüksek
Tanınmış veya ayırt ediciliği yüksek markalar söz konusu olduğunda, sınıf ayrımı daha da anlamını yitirir. Bu tür markalar, farklı sınıflarda dahi olsa korunur. Dolayısıyla güçlü bir markayla aynı ismin farklı sınıfta kullanılması, ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir.
Uygulamada bu tür dosyalarda “farklı sınıf” savunması çoğu zaman yeterli görülmez.
Başvurudan Önce Yapılması Gereken Değerlendirme
Aynı ismin farklı sınıfta tescil edilmesinin güvenli olup olmadığı, başvuru öncesinde detaylı bir değerlendirme gerektirir. Yalnızca birebir aynı markalara bakmak yeterli değildir; sektörel örtüşmeler, kullanım ihtimalleri ve markanın ayırt edici gücü birlikte ele alınmalıdır.
Bu değerlendirme yapılmadan atılan başvurular, ilerleyen aşamalarda itiraz, ret veya hükümsüzlük riskiyle karşı karşıya kalabilir.
Sınıf Ayrılığı Tek Başına Koruma Kalkanı Değildir
Marka hukukunda sınıf ayrılığı önemli bir kriterdir; ancak tek başına güvenli bir alan yaratmaz. Aynı isim, farklı sınıfta olsa bile tüketici algısı ve ticari gerçeklik dikkate alındığında ciddi riskler barındırabilir.
Elmas Patent olarak marka başvurularını yalnızca sınıf numaraları üzerinden değil, uygulamadaki gerçek etkileri dikkate alarak değerlendiriyoruz. Çünkü marka hukukunda önemli olan, teoride doğru görünen değil, uygulamada sorunsuz ilerleyen başvurulardır.


